yazarlar

Gelecek Filmler



Yönetmen Danis Tanovic 
Senaryo Danis Tanovic 
Oyuncular Colin Farrell, Paz Vega, Myia Elliott, Nick Dunning  
Filmin Türü Drama , Gizem  
Filmin Konusu Savaş fotoğrafçısı Mark Walsh, zorlu bir görevden sonra ülkesi İrlanda’ya dönmüştür. Ancak meslektaşı ve en yakın arkadaşı görevden dönmede başarısız olunca, Mark’ın kız arkadaşı Elena, sevgilisini ya...  



Sorority Row

Yönetmen Stewart Hendler 
Senaryo Josh Stolberg, Pete Goldfinger 
Oyuncular Briana Evigan, Leah Pipes, Jamie Chung, Rumer Willis  
Filmin Türü Korku , Gerilim  
Filmin Konusu Aynı kız lisesi'nde okumuş üniversite öğrencileri CASSIDY (Briana Evigan), JESSICA (Leah Pipes), CLAIRE (Jamie Chung), ELLIE (Rumer Willis) and MEGAN (Audrina Patridge) kendi aralarında güven, sır ve ...  



40

Yönetmen Emre Şahin 
Senaryo Emre Şahin 
Oyuncular Ali Atay, Ntare Mwine, Deniz Çakır  
Filmin Türü 0  
Filmin Konusu Diyelim önünüze pat diye bir çanta dolusu para düştü. Talih kuşu mu? Dualarınız kabûl mu oldu? Bir çeşit yazgı mı? Yoksa hepsi birden mi? İstanbul’un dolambaçlı sokaklarında geçen 40 işte bu soruların...  



The Road

Yönetmen John Hillcoat 
Senaryo Cormac McCarthy, Joe Penhall 
Oyuncular Charlize Theron, Viggo Mortensen, Guy Pearce, Robert Duvall  
Filmin Türü Drama , Bilim Kurgu  
Filmin Konusu Kıyamet sonrası atmosferinde Amerika yangın yeridir. Bir baba ve oğlunun istikameti Amerika kıyılarıdır. Amerika'yı bir uçtan bir uca geçerken ellerindeki basit tüfekle yaşadıkları macerada esas probl...  



The Tree of Life

Yönetmen Terrence Malick 
Senaryo Terrence Malick 
Oyuncular Brad Pitt, Sean Penn, Joanna Going, Fiona Shaw  
Filmin Türü Drama , Fantastik  
Filmin Konusu 1950'lerde geçen film, büyüdükçe masumiyetin kaybına tanık olan çocukların hikayesini anlatıyor.  



All About Steve

Yönetmen Phil Traill 
Senaryo Kim Barker 
Oyuncular Sandra Bullock, Thomas Haden Church, Bradley Cooper, Ken Jeong  
Filmin Türü Komedi  
Filmin Konusu Gazeteler için bulmaca hazırlayan bir kadın olan Mary, CNN televizyonunda çalışan Steve adlı haber kameramanına aşık olduktan sonra bütün ülkeyi gezerek türlü haberlerde kendini gösterecek ve ona birb...  



Hot Tub Time Machine

Yönetmen Steve Pink 
Senaryo Josh Heald, Sean Anders 
Oyuncular John Cusack, Clark Duke, Craig Robinson, Rob Corddry  
Filmin Türü Komedi , Bilim Kurgu  
Filmin Konusu Artık birer yetişkin olmuş dört eski arkadaş, eski günlerini özlemektedirler. Sıkıcı yaşamlarında boğulan bu dört kafadar, 80'li yıllardaki günlere dönmek için bir yol bulurlar: Jakuzi şeklinde bir za...  



Repo Men

Yönetmen Miguel Sapochnik 
Senaryo Eric Garcia, Garrett Lerner 
Oyuncular Jude Law, Forest Whitaker, Alice Braga, Liev Schreiber  
Filmin Türü Aksiyon , Bilim Kurgu  
Filmin Konusu Yakın bir gelecekte yapay organların üretimi mümkün hale gelmiştir. Bu sayede insanlar gerçek organ nakli olmadan da yaşamlarını sürdürebilmektedir. Öte yandan, çok pahalı olan bu yapay organları alır...  



The Good Guy

Yönetmen Julio DePietro 
Senaryo Julio DePietro 
Oyuncular Alexis Bledel, Bryan Greenberg, Anna Chlumsky, Andrew McCarthy  
Filmin Türü Komedi , Romantik  
Filmin Konusu Bazıları şanslıdır: Harika bir işleri, yükselen kariyerleri, mükemmel fizikleri ve baş döndüren cazibeleri ile diğerlerinden ayrılırlar. Tommy Fielding de bu şanslılardan biridir. Wall Street'in yü...  



Abandoned

Yönetmen Michael Feifer 
Senaryo Jeffrey Schenck, Peter Sullivan 
Oyuncular Brittany Murphy, Dean Cain, Mimi Rogers, Peter Bogdanovich  
Filmin Türü Drama , Gizem  
Filmin Konusu 'Abandoned', kocasının kaybolduğuna inanan Mary Walsh ismindeki genç bir kadının kocasını bulmaya çalışırken yaşadığı esrarengiz olaylarla başa çıkma çabasını konu alıyor. Filmde yakın zamanda kayb...  



Black Swan

Yönetmen Darren Aronofsky 
Senaryo Mark Heyman, Andres Heinz 
Oyuncular Mila Kunis, Natalie Portman, Winona Ryder, Vincent Cassel  
Filmin Türü Drama , Gerilim  
Filmin Konusu Çok yetenekli bir balerindir olan Nina annesi Erica ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas yeni sezonda “Kuğu Gölü”nün baş balerini Beth’yi değiştirmeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır. Baleni...  



Kar Beyaz

Yönetmen Selim Güneş 
Senaryo Sabahattin Ali, Selim Güneş 
Oyuncular Hakan Yılmaz, Sinem İslamoğlu, Gürsan Piri Onurlu, Kaya Akkaya  
Filmin Türü 0  
Filmin Konusu On yaşındaki Hasan, iki kardeşiyle yaşam mücadelesi vermektedir. Babası hapiste, annesi şehirde bakıcılık yapmaktadır. Hasan, yaptığı ayranı şoförlere satarak geçinmektedir. Hasan o gün yine ayran sat...  



Turquaze

Yönetmen Kadir Balcı 
Senaryo Kadir Balcı 
Oyuncular Burak Balcı, Charlotte Vandermeersch, Nihat Alptuğ Altınkaya, Tilbe Saran  
Filmin Türü 0  
Filmin Konusu Babalarının İstanbul’daki cenazesinin ardından Timur, Ediz ve Bora, Belçika’nın Gent şehrine geri dönerler. Aralarında yaşça en olgunu olan Ediz baba rolünü üstlenir. Başıboş kalan Bora başını derde s...  



Leaving

Yönetmen Catherine Corsini 
Senaryo Catherine Corsini, Gaëlle Macé 
Oyuncular Kristin Scott Thomas, Sergi López, Yvan Attal, Bernard Blancan  
Filmin Türü Drama , Romantik  
Filmin Konusu Suzanne kırklı yaşlarında, iki genç çocuk annesi bir doktor eşidir. Çocuklarını yetiştirmek için bırakmak zorunda kaldığı eski mesleği fizyoterapistliğe tekrar başlamaya karar verir. Kocası arka bahçe...  



Love Hurts

Yönetmen Barra Grant 
Senaryo Barra Grant 
Oyuncular Carrie-Anne Moss, Jenna Elfman, Janeane Garofalo, Angela Sarafyan  
Filmin Türü Komedi , Romantik  
Filmin Konusu Ben, eşi kendisini terk ettiğinde, 17 yaşındaki popüler oğlu Justin ipleri ele alıncaya kadar hayata küser. Justin işe Ben’in dış görünüşünü yenilemekle başlar ve onu sosyal yaşamın kollarına atar. Be...  



Çığlık Çığlığa Bir Sevda

Yönetmen Ülkü Erakalın 
Senaryo Ülkü Erakalın 
Oyuncular Ediz Hun, Selma Güneri, Irmak Ünal, Özgür Özberk  
Filmin Türü 0  
Filmin Konusu Efsane sanatçı, kendisine ödül olarak verilecek ilk şarkısını okuduğu mikrofonuna kavuşacaktı. Mikrofonu eline aldığı an, hazırladığı mutlu yolculuğun sonu gelmişti. Bir koltuğa yığılır gibi oldu ve f...  



Ucubeler Sirki: Vampirin Çırağı

Yönetmen Paul Weitz 
Senaryo Paul Weitz, Brian Helgeland 
Oyuncular John C. Reilly, Josh Hutcherson, Chris Massoglia, Jessica Carlson  
Filmin Türü Fantastik , Gerilim  
Filmin Konusu 16 yaşındaki Darren (Chris Massoglia) banliyödeki mahallesindeki çoğu genç gibiydi. Yakın arkadaşıyla takılıyor, orta halli notlar alıyor ve genelde beladan uzak duruyordu. Ancak o ve arkadaşı gezgin ...  



Kurtlar Vadisi Filistin

Yönetmen Zübeyr Şaşmaz 
Senaryo Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener 
Oyuncular Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun, Kenan Çoban, Nur Aysan  
Filmin Türü Drama , Aksiyon  
Filmin Konusu Gazze’ye insani yardım malzemeleri götürmeye çalışan gemilere yapılan kanlı baskın üzerine Polat Alemdar ve arkadaşları Filistin’e gitmiştir. Bu baskının askeri plânlayıcısı ve yürütücüsü olan İsraill...  



Biutiful

Yönetmen Alejandro González Iñárritu 
Senaryo Alejandro González Iñárritu, Armando Bo 
Oyuncular Javier Bardem, Maricel Álvarez, Hanaa Bouchaib, Guillermo Estrella  
Filmin Türü Drama  
Filmin Konusu Barcelona’da geçen hikâyede, Javier Bardem, Uxbal adında kanuna aykırı işleri yüzünden başı polisle derde giren bir adamı canlandırıyor. Biutiful, zorunlu olarak yaptığı yasadışı işlerle para kazanmay...  



Sinyora Enrica

Yönetmen Ali İlhan 
Senaryo Ali İlhan 
Oyuncular Claudia Cardinale, İsmail Hacıoğlu, Lavinia Longhi, Teoman Kumbaracıbaşı  
Filmin Türü 0  
Filmin Konusu Yıllar önce, oğlunu ve kendisini terk eden kocasından sonra hiçbir erkeği kapısından bile içeri sokmayan Sinyora Enrica, evindeki boş odaları kız öğrencilere kiralamakta, terzilik yapmakta ve pazarda ...  



Narnia Günlükleri: Şafak Yıldızı’nın Yolculuğu

Yönetmen Michael Apted 
Senaryo Christopher Markus, Stephen McFeely 
Oyuncular Ben Barnes, Skandar Keynes, Georgie Henley, Will Poulter  
Filmin Türü Macera , Fantastik  
Filmin Konusu Lucy ve Edmund sevilmeyen kuzenleri Eustace ile beraber Narnia'da Şafak Yıldızı adı verilen Prens Kaspiyan'ın gemisi ile yedi kayıp Narnia Lordlarını ararlar.Başlarına bir sürü olay gelir. Tüccarlar t...  



Turist

Yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck 
Senaryo Julian Fellowes, Christopher McQuarrie 
Oyuncular Johnny Depp, Angelina Jolie, Paul Bettany, Timothy Dalton  
Filmin Türü Drama , Gerilim  
Filmin Konusu Hikaye, kırık kalbinin acısından kurtulmak için İtalya’ya giden Amerikalı bir turist, Frank’in etrafında şekilleniyor. Olağanüstü bir kadın olan Elise’nin yoluna çıkmasıyla işler değişir. Ancak Elise’...  



Arkadaşım Canavar

Yönetmen Spike Jonze 
Senaryo Spike Jonze, Dave Eggers 
Oyuncular Catherine Keener, Max Records, Mark Ruffalo, Alice Parkinson  
Filmin Türü Macera , Fantastik  
Filmin Konusu Film, annesiyle tartıştıktan sonra evini terk ederek, deniz kıyısındaki bir ormana kaçan Max adlı çocuğun maceralarını konu alıyor. Max, onu kimsenin anlamadığını düşünerek bulunduğu ortama başkaldırı...  



Bu Kız Beni Aşar

Yönetmen Jim Field Smith 
Senaryo Sean Anders, John Morris 
Oyuncular Jay Baruchel, Alice Eve, T.J. Miller, Mike Vogel  
Filmin Türü Komedi , Romantik  
Filmin Konusu Sıradan bir genç olan Joe hayallerindeki kadınla tanışır, mükemmel Molly ile... Joe ilk andan itibaren onun kendisi için fazla olduğunu düşünmüştür. Oysa şans bu sefer onun tarafındadır, eğlenceli, ak...  



Başımıza Gelenler

Yönetmen Greg Berlanti 
Senaryo Ian Deitchman, Kristin Rusk Robinson 
Oyuncular Katherine Heigl, Josh Duhamel, Josh Lucas, Alexis Clagett  
Filmin Türü Komedi , Drama  
Filmin Konusu Catering Uzmanı Holly ve Spor Direktörü Eric, tek ortak noktalarının birbirine olan nefretleri ve vaftiz kızları Sophie’ye olan sevgileri olduğunu keşfederler. Ama, aniden Sophie’nin hayatta tek sahip...  



Çakal

Yönetmen Erhan Kozan 
Senaryo Sertan Telli 
Oyuncular İsmail Hacıoğlu, Uğur Polat, Erkan Can, Çetin Altay  
Filmin Türü Drama  
Filmin Konusu Akın’ın hayatı, annesinin ölümüyle şekil değiştirmeye başlar. Çalıştığı marangoz atölyesinden çaldığı parayla yeni bir hayat kurmayı plânlarken, sevgilisi Deniz’in onu terk etmesi, arkadaşı İdris’in y...  



Uzun Boylu Esmer Adam

Yönetmen Woody Allen 
Senaryo Woody Allen 
Oyuncular Gemma Jones, Pauline Collins, Anthony Hopkins, Naomi Watts  
Filmin Türü Komedi , Romantik  
Filmin Konusu Film iki evli çift, Alfie, Helena ve kızları Sally ile kocası Roy arasında geçiyor. İki çiftin evlilikle çatırdamaktadır. Alfie karısı Helena’yı bir telekız olan Charmine için terkettikten sonra, Hele...  



Kağıt

Yönetmen Sinan Çetin 
Senaryo Sinan Çetin 
Oyuncular Öner Erkan, Ayşen Gruda, Zeynep Beşerler, Asuman Dabak  
Filmin Türü Komedi , Drama  
Filmin Konusu Genç, idealist bir yönetmen olan Emrah (Öner Erkan), ilk sinema filmini çekmeye çalışmaktadır. Emekli gümrük muhafaza müdürü olan babası Mehdi Bey (Ahmet Mekin) Emrah'ın eczacı olacağına inanıyordur. ...  



Teslimiyet

Yönetmen Emre Yalgın 
Senaryo Emre Yalgın, Zeynep Özcan 
Oyuncular Görkem Arslan, Didem Soylu, Seyhan Arman  
Filmin Türü Drama  
Filmin Konusu Teslimiyet, İstanbul’un dört travestinin mücadelelerini ele alıyor. Sanem, beraber yaşadığı üç travestiyle birlikte seks işçisi olarak hayatını kazanmaktadır. Mahalleye yeni taşınan Gökhan’ın ilgisini...  



Karanlık Deniz

Yönetmen Roberta Torre 
Senaryo Massimo D'Anolfi, Roberta Torre 
Oyuncular Luigi Lo Cascio, Anna Mouglalis, Maurizio Donadoni, Massimo Popolizio  
Filmin Türü Drama , Romantik  
Filmin Konusu Dedektif Luca ve Veronica ciddi bir ilişki yaşamaya başlar. Telefonda aldığı bir cinayet haberi Luca’yı etkilemeye başlar. Kurbanın hayatı, bir şekilde Luca’nın erotik arzularını ateşler ve Veronica’y...  



Zor Baba 3

Yönetmen Paul Weitz 
Senaryo John Hamburg, Larry Stuckey 
Oyuncular Robert De Niro, Ben Stiller, Owen Wilson, Jessica Alba  
Filmin Türü Komedi , Aile  
Filmin Konusu 10 yıl ve aşılan sayısız engelden sonra, Greg nihayet asabi kayınpederi Jack’in güvenini kazanır. Fakat para sıkıntısı çeken Greg, bir ilâç şirketinde ikinci işe girdiğinde, Jack’in, en sevdiği erkek ...  



Hırsızlar Şehri

Yönetmen Ben Affleck 
Senaryo Peter Craig, Ben Affleck 
Oyuncular Ben Affleck, Rebecca Hall, Jon Hamm, Jeremy Renner  
Filmin Türü Suç , Drama  
Filmin Konusu Doug, Boston’da acımasız banka soyguncularının lideridir. Ancak herşey, çetenin son işinde banka yöneticisi Claire’i rehin almalarıyla değişir. Onun aynı mahallede oturduğunu öğrendiklerinde Doug, ola...  



Çakallarla Dans

Yönetmen Murat Şeker 
Oyuncular Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar, Murat Akkoyunlu  
Filmin Türü Komedi , Macera  
Filmin Konusu Muhasebeci Servet, şirketin internet hesapları üzerinden para çalmak için plân yapar. Parayı yakın arkadaşı Gökhan’ın hesabına aktarıp suçu onun üzerine yıkacaktır. Diğer iki arkadaşı da plânın figüra...  



Çapkın

Yönetmen David Mackenzie 
Senaryo Jason Dean Hall, Paul Kolsby 
Oyuncular Ashton Kutcher, Anne Heche, Margarita Levieva, Sebastian Stan  
Filmin Türü Komedi , Drama  
Filmin Konusu Nikki, hayatının devamını kadınların istediklerini vererek sağlayan ama jigolo olmayan seksi bir dolandırıcıdır. Nikki’nin son zaferi, orta yaşlı avukat Samantha’dır, ancak daha sonra, kendisiyle aynı...  



Karmakarışık

Yönetmen Nathan Greno, Byron Howard 
Senaryo Dan Fogelman, Jacob Grimm 
Filmin Türü Animasyon , Komedi  
Filmin Konusu Flynn gizemli bir kulede saklanırken, o kulede yaşayan güzel ve cesur, 20 metre uzunluğunda saçları olan Rapunzel tarafından esir alınır. Yıllardır hapsedildiği kuleden çıkma yolları arayan Flynn’i e...  



Gulliver'in Gezileri

Yönetmen Rob Letterman 
Senaryo Joe Stillman, Nicholas Stoller 
Oyuncular Jack Black, Jason Segel, Emily Blunt, Amanda Peet  
Filmin Türü Macera , Komedi  
Filmin Konusu Jonathan Swift'in meşhur romanından uyarlanan film, gezi yazarı Lemuel Gulliver'in Bermuda'ya gidecekken Liliput adasına düşmesini ve oranın minik halkıyla karşılaşmasını anlatıyor. Gulliver'i Jack Bl...  



Hayde Bre

Yönetmen Orhan Oğuz 
Senaryo Orhan Oğuz 
Oyuncular Şevket Emrulla, Nilüfer Açıkalın, İlker İnanoğlu, Mustafa Yaşar  
Filmin Türü Drama  
Filmin Konusu Balkanlardaki hayatını mutlu bir şekilde geçiren Şaban Aga ile İstanbul’da yaşam savaşı veren üvey kızı Saadet’in hayatı beklenmedik bir şekilde kesişir. Saadet, oğlunun sünneti için Makedonya’ya gide...  



Kukuriku - Kadın Krallığı

Yönetmen Serkan Ok. 
Senaryo Hasan Özsoy 
Oyuncular Levent Ülgen, Didem Erol, Ali Düşenkalkar, Serap Aksoy  
Filmin Türü Komedi  
Filmin Konusu Adem ile Havva’dan bu yana uğruna kavgalar edilen, destanlara, edebiyat yapıtlarına konu olan, sinemada işlenen kadın - erkek ilişkisi ve aralarındaki iktidar savaşı, filmin ana temasını oluşturuyor. ...  



Memleket Meselesi

Yönetmen İsa Yıldız 
Senaryo İsa Yıldız 
Oyuncular Ahmet Uğurlu, Füsun Demirel, Tuna Orhan, Ahmet Kural  
Filmin Türü Komedi , Drama  
Filmin Konusu Emekliliği gelmiş ilkokul öğretmeni Adil Hoca kendi kasabasına tayin olmuştur. Emekliliğini beklerken, kasabadaki genç bir polisten okkalı bir tokat yer ve gururu fena halde incinir. Genç polisin ceza...  



Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursi

Yönetmen Mehmet Tanrısever 
Senaryo Mehmet Tanrısever, Mehmet Uyar 
Oyuncular Mürşit Ağa Bağ  
Filmin Türü Biyografi  
Filmin Konusu Hür Adam, yazdığı kitaplar ve yetiştirdiği talebelerle 80 seneyi aşkın süredir Türkiye’den başlayarak bütün dünyayı etkileyen Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatından kesitler taşıyor. Pek çok ilmî ve e...  



Kutsal Damacana 3

Yönetmen Korhan Bozkurt 
Senaryo Ahmet Yılmaz 
Oyuncular Ersin Korkut, Şahin Irmak, Özge Ulusoy  
Filmin Türü Komedi  
Filmin Konusu Henüz minik bir bebekken kendisini cami avlusunda bulan yavru Sebo (Sebahattin), güvercinlerin ve kumruların yemleriyle beslenip kendi kendini yetiştirmiştir. Aklı başına geldiğinde zengin bir işadamı...  



Oobermind

Yönetmen Tom McGrath 
Senaryo Alan J. Schoolcraft, Brent Simons 
Filmin Türü Animasyon , Komedi  
Filmin Konusu Parlak zekalı ve acımasız zalim Oobermind 20 yıldır Dünya’yı fethetmeye çalışmaktadır ancak her seferinde, kurnaz can düşmanı pelerinli süper kahraman Metro Man tarafından engellenir. Ancak bir gün O...  



Ayı Yogi

Yönetmen Eric Brevig 
Senaryo Jeffrey Ventimilia, Joshua Sternin 
Oyuncular Anna Faris, T.J. Miller, Tom Cavanagh, Andrew Daly  
Filmin Türü Animasyon , Macera  
Filmin Konusu Yaşadığı ormanda piknikçilerin yiyecek sepetlerini çalan Ayı Yogi ve yakın dostu Bo Bo.  



Eyyvah Eyvah 2

Yönetmen Hakan Algül 
Senaryo Ata Demirer 
Oyuncular Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak Şakrak, Salih Kalyon  
Filmin Türü Komedi  
Filmin Konusu İlk filmde aşık olduğu kızı (Özge Borak Şakrak) istemek için Firuzan ile (Demet Akbağ) Geyikli’ye doğru yola çıkan Hüseyin’i (Ata Demirer), Eyyvah Eyvah 2’de de binbir macera bekliyor! Firuzan’ın birk...  



127 Saat

Yönetmen Danny Boyle 
Senaryo Danny Boyle, Simon Beaufoy 
Oyuncular James Franco, Lizzy Caplan, Kate Mara, Amber Tamblyn  
Filmin Türü Macera , Biyografi  
Filmin Konusu Slumdog Millionaire’le Oscar kazanan, kült olarak adlandırılan filmi Trainspotting ile akıllara kazınan başarılı yönetmen Danny Boyle’un yeni filmi 127 Saat (127 Hours), nihayet vizyona giriyor. Başro...  



Tron Efsanesi

Yönetmen Joseph Kosinski 
Senaryo Adam Horowitz, Richard Jefferies 
Oyuncular Olivia Wilde, Michael Sheen, James Frain, Jeff Bridges  
Filmin Türü Aksiyon , Bilim Kurgu  
Filmin Konusu Sam Flynn, Kevin Flynn’in 27 yaşındaki teknoloji meraklısı oğlu, babasının ortadan kayboluşunu araştırır ve kendini babasının 25 yıldır yaşadığı Tron’un dijital dünyasında bulur. Kevin’in sadık sırdaş...  



Aşk Tesadüfleri Sever

Yönetmen Ömer Faruk Sorak 
Senaryo Nuran Evren 
Oyuncular Mehmet Günsür, Belçim Bilgin, Altan Erkekli, Yiğit Özşener  
Filmin Türü Romantik  
Filmin Konusu Film, doğumlarından itibaren çocukluk ve ilk gençlik yılları boyunca yolları Ankara’da kesişen, 2010 yılında İstanbul’da tanışan Özgür ve Deniz’in birbirlerine doğru ve engellerle dolu aşk macerasını ...  



Saklı Hayatlar

Yönetmen Ahmet Haluk Ünal 
Senaryo Ahmet Haluk Ünal 
Oyuncular Ceren Hindistan, Yusuf Akgün, Lâçin Ceylan, Zerrin Sümer  
Filmin Türü Drama  
Filmin Konusu 1980’de Çorum katliamı sonucu İstanbul’a göç eden bir Alevi ailenin hikâyesinden yola çıkan Saklı Hayatlar, sıradan insanların yaşadığı kimlik çatışmalarının yol açtığı gerçek bir trajediyi anlatıyor.  

Triage

 AL PACINO



Filmografi
Gigli (2002) Simone (2002) Gold Coast, The (2002) Farm, The (2002) Insomnia (2002) People I Know (2001) Chinese Coffee (2000) Any Given Sunday (1999) Insider, The (1999) Devil's Advocate, The (1997) Donnie Brasco (1997) Looking for Richard (1996) City Hall (1996) Heat (1995) Two Bits (1995) Jonas in the Desert (1994) Carlito's Way (1993) Scent of a Woman (1992) Glengarry Glen Ross (1992) Frankie and Johnny (1991) Madonna: Truth or Dare (1991) Godfather: Part III, The (1990) Dick Tracy (1990) Local Stigmatic, The (1989) Sea of Love (1989) Revolution (1985) Scarface (1983) Author! Author! (1982) Cruising (1980) And Justice for All (1979) Bobby Deerfield (1977) Dog Day Afternoon (1975) Godfather: Part II, The (1974) Serpico (1973) Scarecrow (1973) Godfather, The (1972) Panic in Needle Park, The (1971) Me, Natalie (1969) 

Doğum: 25 Nisan 1940, New York 
Tam Adı: Alfredo James Pacino 
Takma Adı: 'Sonny'. Bu gençliğindeki takma adı. Daha sonra "Dog Day Afternoon"da bu isimde bir karakteri canlandırdı. Ayrıca "Scent of A Woman"ın yönetmeni ona İspanyolca 'Şeytan' anlamına gelen 'El Diablo' adını taktı.
Aile Durumu: Salvatore (sigorta satıcısı) ve Rose Pacino'nun tek oğlu olan Al, 2 yaşındayken anne babası boşanınca büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütüldü. Öyle çok üstüne titriyorlardı ki başına birşey gelmesin diye 7 yaşına kadar evden dışarı çıkmasına izin vermediler. Küçük Al, daha üç yaşındayken büyükannesini eğlendirmek için TV'de gördüğü ünlü insanların taklitlerini yapıyordu. 
İlişki: İlk eşi Jan Tarant'tan Julie Marie adında bir kızı var. Penelope Ann Miller, Debra Winger, Diane Keaton, Kathleen Quinlan gibi ünlülerle beraberlikleri oldu. Şu anda aktris Beverly D'Angelo ile evli.  
Eğitim: Sahne Sanatları Lisesi'nden ayrıldı. New York'ta Actors Studio ve Herbert Berghof Studio'da oyunculuk eğitimi aldı.  
Önceki İşleri: Liseden sonra gazete dağıtıcılığı ve sinemada yer göstericilik gibi bir çok küçük işte çalıştı.  
İlk Filmi: Fred Coe'nin yönettiği 1969 yapımı "Me, Natalie" adlı filmde James Farentino ve Patty Duke ile birlikte oynadı.  
Ödül: 1972'de The Godfather'daki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar'a aday oldu. 1973'de "Serpico"daki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar'a aday oldu ve Altın Küre kazandı. 1974'de The Godfather Part II'daki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında yine Oscar'a aday oldu, bu kez BAFTA ödülünü aldı. "Dog Day Afternoon"(1975) filmindeki rolü en iyi erkek, "And Justice For All"(1979) filmiyle yine en iyi erkek ve "Dick Tracy"(1989) filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında Oscar'a aday olan Pacino nihayet 1992'de "Scent of A Woman"la en iyi erkek oyuncu Oscar'ını aldı. 1992'de "Glengarry Glen Ross" filmindeki rolüyle tekrar en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar'a aday oldu, ama kazanamadı. Oyuncunun aynı zamanda iki tane de Tony ödülü var.  
Yönetmenlik: 1990 "The Local Stigmatic" filmini yönetti ve prodüktörlüğünü yaptı. 1996'daysa senaryosunu da yazdığı "Looking For Richard" adlı filmin yine hem yönetmeni hem prodüktörüydü. 
Suç: 1961 yılında ruhsatsız silah bulundurmak suçundan tutuklandı. 
İlginç: Orjinal ismi Blink olan müzik grubu İrlanda'da aynı isimde bi tekno grubu olduğunu öğrendikten sonra isimlerini "Blink 182" olarak değiştirirler. Bunun Pacino ile ne ilgisi var derseniz, grup 182 sayısını Al Pacino'nun "Scarface"de 'fuck' kelimesini tekrarladığı sayıdan almış.  
Biliyor musunuz?: 1997'de Hollywood ünlüler kaldırımında yer alan yıldızlar arasına girdi.  
Bunu biliyor musunuz?: Bir gün takma bıyık ve güneş gözlüğü takarak Beverly D'Angelo ile birlikte bir Yankees maçına giden Pacino, tüm bu önlemlere karşın tanınmasına engel olamadı.  
Söz: "Oyuncu duygusal bir atlet gibidir. Ve bu uygulama çok acı verici-benim kişisel hayatım bundan zarar görüyor."
NİNE-DOKUZ


FELLİNİ’NİN RUHU HOLLYWOOD SEMALARINDA


YÖNETMEN:ROB MARSHALL

OYUNCULAR: DANİEL DAY LEWİS, MARİON COTİLLARD, PENELOPE CRUZ, NİCOLE KİDMAN, JUDİ DENCH, SOPHİA LOREN, FERGY.


Fellini’nin bir film yönetmeninin yaratıcılıkta zorlandığı, hayatındaki kadınlar arasında karar vermekte zorlandığı dönemini anlattığı ‘Sekiz Buçuk’  tüm zamanların en iyi on filmi arasında sayılır. Sanatla ilgili herkesi etkileyen film sanatçının dehasını, hayallerini istediği gibi şekillendiremediği zamanlarda içine düşebileceği bunalımı, Marcello Mastorianni gibi dev oyuncunun canlandırdığı Guido karakterinde yansıtmıştı. Filmin kahramanı Guido Anselmi (Marcello Mastorianni)  ilham perisi kaçmış bir yönetmendir. Hiç tarzı olmayan bir bilim kurgu filminin senaryosunu yazmakta zorlanmaktadır. Yaratıcılığı tükenmiş bir yönetmen olarak anılma korkusu tüm benliğini kemirmektedir. Kurtuluş olarak kendisini bir ılıca merkezine atar. Motor demek için sabırsızlanan yapımcı, set amirleri, sanat yönetmenleri, oyuncu adayları tüm ekibin başına toplanmasıyla Guido’nun kafası daha bir karışır. Hayaller, rüyalar, çocukluk anıları her geçen gün daha fazla sığındığı kaçışlar olur. Fellini gerçek ve hayal arasındaki büyülü karelerini yer yer bir sirk atmosferinde sunar. Karısı Luisa ile olan kopuk ilişkisi, sevgilileri olan problemleri, hayal kızı Claudia Cardinale Fellini’nin her filminde işlediği sürekli arayış içindeki erkek figürünün yansımalarıdır. Çevresinde sürekli konuşan hareket halindeki insanlar, Katolik rahiplerin karikatür tasvirleri sonraki filmlerinin değişmez karakterleri olur. Sıkışmış yönetmen öyküsü gelecekte bir çok filmin esin kaynağı olur. Coen’lerin Barton Fink’i bunun en iyi örneklerinden birisidir. Fellini 1963 de ‘Sekiz Buçuk’ ile en iyi yabancı film Oscar ödülünü kazanır. Filmden yola çıkarak Arthur Copit’in yazdığı kitap Maury Yeston’ın müzikleriyle ilk kez 1982 de Broadway’de sahnelenir ve bir çok Tommy ödülü kazanır.  Müzik ile birlikte sekiz buçuğa yarım sayı eklenir ve dokuz olur. Müzikal filmlerin usta ismi Rob Marshall 2007 de Dokuz’u filme  dönüştürme çalışmalarına başlar.
Rob Marshall orijinalinin zamanına sadık kalarak öyküyü altmışlı yılların italya’sında kurgulamış. Guido Contini (Daniel Day-Lewis) ve çevresindeki birbirinden güzel, şarkı söyleyen ve dans eden kadınlar Hollywood dünyasına ait rengarenk bir atmosfer sunuyor. Öykü orijinali ile bire bir örtüşüyor. Karısı Luisa (Marion Cotillard), metresi Carla (Penelope Cruz), ilham kaynağı Claudia (Nicole Kidman), yapımcısı, sırdaşı ve kıyafet tasarımcısı Lilliane (Judi Dench), Amerikalı bir gazeteci Stephanie (Kate Hudson), çocukluğundan bir fahişe Saraghina (Fergy) ve annesi (Sophia Loren) yaşamını etkileyen kadınlardır. Onlar arasındaki kararsızlığını çözümleyemeyen, tipik orta yaş sendromu yaşayan Guido yaratıcılığını bir türlü uyandıramaz.

Fellini’nin görsellik ile yarattığı düş dünyası Marshall’ın müzikalinde şarkılar ile vücut buluyor. Esasında ‘Sekiz Buçuk’ ile çok fazla bir kıyaslama yapmak hata ; Dokuz ondan yola çıkan bir müzikal. Sadece final tümüyle farklı yazılmış. Anneyi oynayan Sophia Loren’in, Guido’nun hayallerinde canlanması mükemmel bir seçim ;  hala güzel ve etkileyici. Kaynak filmin en unutulmaz sahnelerinden olan, küçük çocuklara para karşılığı Rumba yapan fahişe Saraghina ‘nın dansı yine çok çarpıcı bir performansla Fergie tarafından sunuluyor. Son yılların en gözde Hip-Pop gruplarından Black Eyed Peas’in solisti Fergie şarkının ruhunu hissettiriyor. Daniel Day Lewis’in varlığı ise Marcello ile karşılaştırıldığında oldukça depresif kalıyor. Yüzünde mutsuz bir ifade , dudaklarından düşmeyen sigara ile bunalımı abartılı bir depresyona dönüştürmüş. Kısaca nerede Marcello Mastorianni’nin o emsalsiz yaramaz karizması, bunalımın altında yatan o Akdenizli ruhu. Kadın oyuncu seçimleri ise tam yerinde, Carla’da Penelope Cruz  veya Luisa ‘da Marion Cotillard bir Akdeniz kadını gibi oynuyorlar. İlham perisi Claudia’da Nicole Kidman orijinalindeki Claudia Cardinale’e yakın duruyor. Gerçek ile düş arası bir yansıma.   

Fellini’nin ruhu Hollywood semalarında uçarken tesadüfen Dokuz ile karşılaşsa belki biraz eğlenir fakat sonuçta ne yapmışlar benim Sekiz Buçuğuma der. Sonuçta hoş , renkli bir müzikal Dokuz.           

İhtiyarlara Yer Yok - No Country For Old Man


YAŞAMIN ACIMASIZLIĞINDAN İNSAN MANZARALARI


Yönetmen, Senaryo ve Yapımcı: Ethan ve Joel Coen

(Cormac McCarthy’nin aynı adlı romanından)

Görüntü Yönetmeni: Roger Deakins

Oyuncular: Javier Bardem, Tommy Lee Jones, Josh Brolin, Woody Harrelson,Kelly Macdonald.

  Hollywood’un klişeleri değişiyor mu? Daha genç yönetmenlerin özgün öyküleri ve dinamik anlatımları klasik sinemanın güvenilir şablonlarına dayanan filmlerine tercih ediliyor artık.'İhtiyarlara Yer Yok' kazandığı  2009 Oscar ödülü ile bu değişimin bir habercisi oldu.
Sıra dışı karakterleri, sert, oldukça kanlı fakat bir o kadar da zekice yazdıkları senaryolarıyla kendilerine özgü bir sinema dili yaratmayı başarmış olan Coen Kardeşler  çıtayı biraz daha yükseltiyor. ‘İhtiyarlara Yer Yok’un genel atmosferine yükledikleri tekinsiz atmosfer ile toplumsal depresyonu ve çıkışsızlığı baştan sona hissettiriyor. Uçuk kaçık tipleri yaratmada kusursuz işler başarmış olan Coen Biraderler ilk kez mesaj verme kaygısı taşıyor. Daha ilk karelerden itibaren boş, insansız Amerika doğasına eşlik eden Tommy Lee Jones‘un sesi geçmişte yaşadığı sadece zevk için 14 yaşında bir kızı öldürmüş genç bir çocuğun öyküsü filmin ruhunu deşifre ediyor. Boşluk, frenlenemeyen insan öldürme arzusu. Elinde taşıdığı basınçlı cıvata tabancası ile sakin ve ifadesiz bir şekilde insan öldüren Anton Chigurh (Javier Bardem) şüphesiz filmi ruhen taşıyan karakter. Başlangıç bölümünde Chigurh ile benzin istasyonunda çalışan yaşlı adam arasında sinema tarihinin en ilginç diyaloglarından birisi geçiyor. Öldürmek için kendisine geçerli bir neden arayan katil ile bundan habersiz avı arasındaki gerilim yazı tura ile sonlanıyor. Karakter yaratmadaki ustalıklarını atmosfer ve mekan konusunda da göstermeyi başaran Coen Kardeşler bu konuda yıllardır birlikte çalıştıkları görüntü yönetmeni ışık cambazı olarak anılan Roger Deakins’ten en büyük desteği alıyor. Bu yıl Oscar ödüllerine ‘Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti’ ve ‘İhtiyarlara Yer Yok’ ile aday gösterilen Deakins’ın kamerası sıcak, bunaltıcı, çorak Teksas manzaraları ile karanlık, tekinsiz iç mekanlar arasında gezinirken karakterlerin ruhlarını resmediyor adeta. Filmin büyük bir bölümüne hakim sessizlik veya sinir bozucu çevre gıcırtıları Leone westernlerini anımsatıyor. Carter Burwell tekinsiz müziğiyle ortama gerekli katkıyı yapıyor. Bu atmosferde tüm film kara bir western gibi akıyor, gidiyor.


Her şey Lleweyn Moss’un (Josh Brolin) antilop avlarken çorak arazide tesadüfen bir çok ceset ve siyah bir çantada iki milyon dolar bulmasıyla başlıyor. Para ve cesetler uyuşturucu satışı sırasında çıkan çatışmadan geriye kalanlardır. Böyle bir paradan ne Moss’un ne de gerçek sahiplerinin vazgeçmeye niyeti vardır. Peşine düşen adamların tetikçisi psikopat katil Chigurh'dur. Adam öldürmeyi en ufak duygu emaresi göstermeden sadık bir görev bilinci içinde yürüten Chigurh sinema dünyasının en çarpıcı katilleri arasında yer almaya aday. Kurbanlarına öldürmeden önce kısa bir söylev vermeyi de ihmal etmeyen, filmin sergilediği vahşi, acımasız modern yaşam tablosuna en fazla katkı yapan karakter. Bu rolüyle En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar’ını (filmde baş rol erkek oyuncu olmadığını da belirtmek lazım) kazanan Javier Bardem bunu fazlasıyla hak ediyor.
Öykünün en önemli karakterlerinden birisi Tommy Lee Jones’un canlandırdığı Şerif Ed Tom Bell . Değişen ve erozyona uğrayan insan karakterine akıl sır erdiremeyen, üçüncü sayfa haberleri karşısında sarsılan, yılgın bir karakter. Nasıl olur da insanoğlu bu kadar vahşileşebilir? sorusuna yanıt veremeyen çaresiz bir kanun adamı. Josh Brolin bu yıl ‘Amerikan Gangsteri’nde başarıyla canlandırdığı uyuşturucu ticareti yapan polis rolünden sonra parayı kaçırmaya çalışan dürüst, iyi niyetli Lleweyn Moss karakterinde de son derece başarılı.


Seyircinin beklediği final gerçekleşmiyor. Film sonrası ‘ne oldu yahu?’ diye sorabiliyor salondan çıkarken. Coen Kardeşlerin de istediği bu sonuçsuzluk, boşluk duygusunun devamı. Final bölümünde Şerif Bell’in ihtiyar adam ve karısıyla olan konuşmalarında tam anlamlar çıkmasa da yaşamın ve acımasızlığın devam edeceğini düşündürüyor. İçine girilmesi zor bir film ‘İhtiyarlara Yer Yok’ . Bittikten sonra seyretmeye devam edilecek müstesna bir başyapıt.

KEN LOACH VE SIRADAN İNSANLARI 


Ken Loach’u kısaca ‘sıradan insanların yönetmeni’ olarak tanımlamak mümkün. Sıradan insanların kendi sosyal çevreleri içindeki gündelik yaşamlarını, başarılarını, yenilgilerini gerçeklik duygusundan kopmadan adeta bir belgesel çekercesine yansıtır. Bireyin yaşamında yaptığı seçimlerin, mağlubiyetlerinin yalnız kendi eseri olmadığını, çevre baskısının, yaptırımlarının sonucu, hatta bir gerekliliği olduğunu gösterir. Taraf tutar, solcu ve radikal kimliğinin gereği haksızlıkların ardındaki sömürücü güçleri yalın bir dille eleştirir. Bu değişmez duruşu Loach’un birbirinden çok farklı iki filminden bahsetmeyi mümkün kılmaz. Alt sınıf insanların dramlarını anlatmak duyguları yumuşatan melodram riskini de birlikte taşır. Bu duruma düşmemek Loach için bir görevdir; bunun için oyuncularını genelde tanınmamış veya profesyonel olmayan oyunculardan seçer, özgür diyalogları, doğal ışığı, gerçeklik duygusundan kopmayan direk bir sinematografiyi tercih eder. Karakterlerini sever, onların arkasında durur, sırtlarını sıvazlar fakat onlar için asla ağlamaz, ağlanmasını da istemez. Kararlarına saygılıdır; sonucun onlar için kötü olacağını bilse de müdahale etmez. Sonuç olarak, bu yaşam tüm seçimleriyle onlarındır. İçindeki adalet anlayışını asla duygularına yem etmez. Onun kaybeden iyi insanlarının arkasında yürek buran bir müzik hiçbir zaman duyulmaz. Baş karakterleri hayranlık duyulacak kahramanlar değildir. Hepsi etten kemikten, hatalarıyla yaşayan insanlardır. 

1936 doğumlu yönetmen, hukuk öğrenimi sonrası kısa bir süre tiyatro oyunculuğu yapar ve BBC televizyonuna girer. 1967'de çektiği ilk sinema filmi olan Poor Cow’da (Düşen Kadın) kenar mahallede yaşam mücadelesi veren bir kadını anlatır ve filmin gerçekliğini desteklemek için TV habercileri gibi aralara halkla söyleşiler koyar. 1969'da çektiği ikinci film Kerkenez’de (Kes) İşci sınıfının kötü yaşam koşullarını Yorkshire’daki bir madenci kasabasında geçen öyküsünde anlatır. Kapitalist sınıfı keskin bir dille eleştirirken, düzenin kurbanı genç bir adamda öyküsünü şekillendirir. Sonra sırasıyla Aile Hayatı (Family Life 1971), Kara Jack (Black Jake 1979), Bakışlar ve Tebessümler (Looks and Smile 1981), Gizli Dosya (Hidden Agenda 1990) filmlerini yapar. Bilhassa son iki film ile İngiliz toplumuna bitmez tükenmez eleştirilerini sürdürür. Bakışlar ve Tebessümler de işsizliğin gençlik hayallerini nasıl tükettiğini anlatır. Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alan Gizli Ajanda ise İngiliz Polisi’nin Kuzey İrlanda’da yaptığı şiddeti ve provakasyonu yansıtır ve İrlanda meselesine ilk yaklaşımı olur. Artık izlenen bir yönetmendir ve daha olgun filmler yapma dönemine gelmiştir. Bu dönemin ilk filmi Ayak Takımı (Riff- Raff 1991) olur. Londra’nın kenar mahallerinde yaşayan ayak takımı insanların yaşamlarını mizaha kaçan bir dille anlatır. Bir sonraki filmi Yağan Taşlar 'da (Raining Stones 1993) ise aynı temayı Manchester’in kenar mahallerine kaydırır. Film bir kez daha Cannes Jüri Özel Ödülü kazanır.

1995 yılında çevirdiği Ülke ve Özgürlük (Land and Freedom) siyasal sinemanın en seçkin örneklerinden birisi olur. İspanya iç savaşına katılmış bir İngiliz’in gözünden faşistlere karşı savaş ve sol fraksiyonlar arasındaki tutarsızlıklar anlatılır. Loach solcuların arasındaki anlaşmazlıkların, savaşın belki de savaşların kaybedilmesindeki payın önemini vurgular. Yönetmen Carla’nın Şarkısı'nda (Carla’s Song 1996) Glaskow’daki otobüs şoförüyle Sandinist gerilla bir kız arasındaki aşktan yola çıkarak Nicaragua’daki iç çekişmelere ve gerçeklere yöneltir kamerasını. Adım Joe (My Name Joe 1999) ise Glaskow’da amatör bir futbol takımının antrenörlüğünü yapan, alkolik Joe’nun buruk yaşamını anlatır. Peter Mullan‘ın mükemmel performansı bu kişisel filmin en güçlü yanı olur. İlginç olan ağır İskoç aksanı nedeniyle film Amerika’da İngilizce alt yazı ile gösterilir. Afili Delikanlı'da (Sweet Sixteeen 2002) bu kez on altı yaşındaki Glaskow’lu Liam’ın dramı vardır. Uyuşturucu satıcılığından hapiste yatan annesinin hapisten çıkacağı günü dört gözle bekleyen Liam ona sıcak bir yuva hazırlamak istemektedir. İşsizlik ve hoş görüsüz toplum onun aşamadığı sorunlardır. Genç yaşının ataklığı onu kaçamadığı bir sona sürükler. Amerika’da bir grevi öykülediği Ekmek ve Güller'den (Bread and Roses 2000) sonra Demiryolcular'da (The Navigators 2001) özelleştirilen demir yollarında çalışan işçilerin her an işten atılma korkularını, sermaye tarafından ezilmelerini anlatır, Bu film usta yönetmenin kişisel anti global manifestosu olur adeta. 11 Eylül sonrası artan Müslüman/Hıristiyan çatışmasını Pakistanlı Casim ve Glaskowlu Roisin arasındaki aşkı öykülediği Duygudan da Öte-(Ae Fond Kiss 2004 ) filminde yorumlar. Duygudan da öte olan kültürel uyumsuzluğu iki taraf ta engelleyemez.

Özgürlük Rüzgarı (The Wind That Shakes The Barley 2006) ise İrlanda sorununu baştan alarak 1920'li yıllardan itibaren İRA’nın kuruluşunu, kardeşin kardeşi nasıl vurduğunu, İngiliz askerinin yaptığı zulmü etkileyici görüntülerle ve epik bir sinematografi ile anlatır. Bu film yönetmene bir kez daha Cannes’da 2006 En İyi Film Ödülü'nü kazandırır. Özgür Dünya (It’s Free World 2007) kaçak işçi sorununu, onların sömürülmesini tüm çıplaklığıyla gösterir. Bu işte iyi niyetli bir iş veren olmadığını iki kadın baş karakterinin tutarsızlığında yansıtır Loach.  Hayata Çalım At (Looking For Eric 2009) da futbol hastası postacı Eric hayranı olduğu Eric Cantona ile yaptığı hayali konuşmalar ile yaşamında yolunda gitmeyen sorunlara bir çare üretecek gücü toplamaya başlar. Eric Cantona'nın futbol ve yaşamı üzerindeki felsefesini yansıtan mükemmel bir melodram ile sinematografisine başarılı bir halka ekler.     

Ken Loach, popülist sınırların uzağında anlattığı gerçek öyküler ile yaşayan en tutarlı yönetmenlerden birisi olmayı sürdürüyor. Artık onun için dönüş yok.
VAVİEN


YÖNETMEN: YAĞMUR VE DURUL TAYLAN
SENARYO: ENGİN GÜNAYDIN
OYUNCULAR: ENGİN GÜNAYDIN, BİNNUR KAYA, SETTAR TANRIÖĞEN, SERRA YILMAZ.



 
Birçok filozof sanatın doğanın taklit edilmesi sonucu doğduğunu iddia eder. Öykünmek bu durumda sanatın vazgeçilmez bir parçasıdır demek yanlış bir tanımlama olmuyor. Ufak ayrıntılar yerli yerine oturduğu zaman öykünülen her eser yepyeni bir karaktere bürünebilir.

Taylan Kardeşler kendileri gibi kardeş olan Coen’lerden öykündükleri bir küçük kasaba hikayesinde, ayrıntıları ustaca işleyerek başarılı bir filme imza atmış. Sıradan insanların yaşamından çıkarılan bir dilim sade, sessiz fakat nereye gideceği merak edilir bir dille anlatılıyor.

Sinemamızda kara komedilere sık rastlanmaz, hele incelikle çevrilmiş olanı yoktur bile denilebilir. Taylan kardeşler bu türün en büyük özelliği olan komedi ve gerilim arasındaki çizgiyi mükemmel çiziyor. Her karakterin bir yanını gölgede bırakıp sonraki adımı merak edilir hale dönüştürmeyi başarıyor. Öykünün çok sert iniş çıkış içermemesi bu yüzden akışın tekrarlara sığınması bile oyuncuların dört dörtlük performansları ile göz ardı edilebilir bir hale dönüşüyor.

Avrupa Yakası’nın Burhan Altıntop’u Engin Günaydın bu kez yaşamından daha doğrusu evliliğinden mutlu olmayan bir adamı kendine özgü üslubunda mükemmel canlandırıyor. Ciddiyet ve gülünç olma sınırında trajikomik bir karakteri onun stilinde oynamak her oyuncunun başarabileceği bir iş değil. Canlandırdığı Celal karakteri esasında seyircinin nefret edebileceği kötülüğün karanlık tarafına geçmiş bir karakter. Coen’lerin ünlü Fargo (1996) filminde karısını kayınpederinden fidye koparabilmek için kaçırtan şaşkın damat Jerry bir Lundegaard (William H.Macy) karakterine yakın duran kötü bir koca. Tek handikapı seyircinin onu görünce otomatikman gülmeye hazır olması. Diğer taraftan bu durum oynadığı karakterin antipatik olma yüzdesini düşürüyor.

Senaryosunu Engin Günaydın’ın yazdığı Vavien’de diğer dikkat çeken performans Binnur Kaya’nın oynadığı Sevilay karakteri oluyor. Kocasının ağzının içine bakan, onun yaptıklarını yüzüne söyleyemeyen, içini yakın arkadaşlarına döken küçük Anadolu kasabasının ezik kadını. Babasının Almanya’dan gönderdiği paraları kocasından gizli biriktirmesi en büyük sırrı. Celal’in tüm aşağılamalarını aile gelenek ve görenekleri çerçevesine sokarak, göğüs geriyor. Kadın seyircilerin hemen sempatisini kazanan bir karakter oluyor Sevilay. Gerçekte bu kadar az karakter ile bir filmi götürmek ancak oyuncuların mükemmel performansları ile olabilirmiş. Ve bu da oluyor.

Kasaba yaşantısının sıkışmışlığını, tek düzeliğini yansıtmayı başarıyor Vavien. Herkesin herkesi izlediği, sosyal yaşantının piknik ile sınırlandığı sıkıcı bir yaşam. Mekan olarak seçilen Tokat’ın Erbaa (Tokat Günaydın’ın memleketi) ilçesi mükemmel bir seçim olmuş.

Filme baştan sona hakim kara mizahın daha sert, daha sürpriz bir final yapması beklentimdi. Sanki öyle bir finale cesaret edilememiş, standart katarsis duygusu tercih edilmiş gibi duruyor. Sade öyküleri anlatmak zor bir iştir ve Vavien ekibi bunun üstesinden gelmeyi başarıyor.

Seyircinin ilgisini fazlasıyla hak eden bir film Vavien.
KIRIK AŞKLAR, KIRILMIŞ YAŞAMLAR

Kırık Kucaklaşmalar - Los Abrazos Rotos

Yönetmen ve Senarist: Pedro Almadovar
Oyuncular: Penelope Cruz, Lluis Homar, Blanca Portillo, Jose Luis Gomez



Pedro Almadovar melodram türünü, hayatın gerçeklerini, acı ve tutkularını anlatan öyküler ile harmanlayan nevi şahsına münhasır bir yönetmendir ve değişmeyen bir sinema dili vardır.

Bilmediğiniz, herhangi bir filminden seyredeceğiniz rastgele bir kaç sahneden Almadovar olabileceğini kolaylıkla tahmin edersiniz. Kırmızı renkli bir kadifeye benzer filmleri. Kadife kadar yumuşak, dökümlü ve kışkırtıcı. Tutku, şehvet, kişisel sırlar, aldatışlar, saklı geçmişler, ailenin bir araya gelmesi veya dağılması, ölüm, geriye dönüş, kıskançlık, yalnızlık onun karakterlerini bekleyen akıbetlerdir. Aşk onun için şehvet ve tutku arasında gidip gelen bir tramvaydır. Filmleri sinema sanatına göndermeler ile doludur. ‘Sinema insan yaşamının boşluklarını dolduran, yalnızlığını unutturan bir nesnedir’ der söyleşilerde. Öyküleri ise onun bu iyimser söylemini yalanlar cinsten sert, acımasız, ölümcül yaşamları resmeder. En umulmadık anda ortaya çıkan bir öldürme, insanların yaşamını aniden tersine çevirir. Öldürme sahneleri şematik, ritüalize edilmeden duygudan arınmış olaylar olarak yansır perdeye. Öldürme anının şiddeti onun ilgilendiği bir mevzu değildir. O sadece sebep/sonuç ilişkisi için öldürtür karakterlerini. Tutkunun doyumsuzluğu, cinselliğin sonsuz labirenti içinde tüm kontrolü yitirtir karakterlerine. Her filminin omurgası vazgeçemediği melodramik temeli korur. Her şey onun üzerine inşa edilir. Komedi, gerilim, tutku melodram ile birleşir. Bazı sahneleri TV dizilerinin kitsch görüntülerini andırır. Makyajlı, frapan kadınlar oturup seks, aldatma üzerine geyikler yapar. Kırmızı başta olmak üzere tüm cafcaflı renkleri kullanmayı sever. Olay akışı ara sıra bir Yeşilçam filmi gibi seyreder.

Almadovar’ın son filmi ‘Kırık Kucaklaşmalar’ onun türüne alışkın seyirciyi memnun etmeye yetecek doza sahip. Geçmişteki yaşamını silmiş artık kör bir yönetmen, erkekleri tutkuyla kendisine bağlayan ve kullanan güzel bir kadın, yaşamını bir erkeğe adamış arka planda kalmış diğer bir kadın ve kadınını kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazır kıskanç ve ihtiraslı bir adam. Üstadın sevdiği tüm hasletleri yaşayan dört karakter. Mateo Blanco, takma Harry Caine (Lluis Homar) adıyla filmlere senaryolar yazan kör bir adamdır, aynı zamanda yapımcısı olan sadık arkadaşı Judith‘in yardımlarıyla yaşamını sürdürmektedir. Judith’in oğlu Diego ona senaryo yazımında yardımcı olmaktadır. Bir gün çıkagelen bir adam onun tüm yaşantısını geçmişine götürür. 14 yıl önce yaşanmış ve artık çekmecelerdeki resimlerde, video karelerinde yaşayan bir aşkı anımsatır. O zamanlar ünlü bir yönetmendir Mateo. Bir filminde oynatmak için seçtiği, zengin bir adamın metresi Lena (Penelope Cruz) ile yaşadığı tutkulu aşk tüm yaşamını değiştirmiştir.

Adı gibi kırık bir aşk öyküsü farklı zaman dilimlerine yaptığı atlamalar ile birleştirilerek anlatılıyor seyirciye. Dağınık yapıyı çoğunlukla resimler ve video kayıtları bir araya topluyor. Film genelde film setinde geçiyor. Film içinde film anlatımın temel dokusu oluyor. Almadovar’ın sinema aşkını bir kez daha kör bir yönetmenin kişiliğinde vurguladığı bir öykü. Öykü, karakterlerinin bir yanını hep karanlıkta bırakırken, gerilimli bir atmosfer yaratmayı da ihmal etmiyor.

Almadovar ile dördüncü filmini çeviren Penelope Cruz, muhteşem bir Femme Fatale oynuyor. Fiziği ve oyunculuğu karakterin tüm dünyası ile örtüşüyor. Cruz, İspanya’ya ait filmlere çok daha fazla yakışıyor ve daha iyi oynuyor. Hollywood yapımlarındaki turist duruşu ortadan kalkıyor.

Sinematografisinde ortalama bir Almadovar filmi olarak sıralanabilinir ‘Kırık Kucaklaşmalar’. Yine de onun sinema üslubunu layıkıyla yansıtan demirbaşların önemli bir bölümüne sahip. Birbirinden farklı duygusallığı yansıtan üç ayrı sevişme sekansının inceliğini yakalayabilmek için bile seyretmeye değer.

KİM KİMİNLE NEREDE - WHATEVER WORKS



WOODY ALLEN TEKRAR NEW YORK’TA 


YÖNETMEN: WOODY ALLEN
OYUNCULAR: LARRY DAVID, EVAN RACHEL WOOD 



Woody Allen son filmi ‘Kim Kiminle Nerede’ ile nevrotik büyük kent insanının dünyasına yeniden geri dönüyor. Bu karakterlerini yaşattığı New York sokaklarına yeniden kavuşuyor.


Yönettiği son üç filminde Maç Sayısı, Cassandra’nın Rüyası, Vicky Barcelona' da Avrupa kıtasına göç eden Allen’i, kendisinden çok da alışık olmadığımız konularda haşır neşir olurken izledik. Maç Sayısı ve Cassandra’nın Rüyası'nda da polisiye türüne göz kırpan Allen, Barcelona’da Avrupa hayranlığını yaşayan Amerikalılar ile dalgasını geçiyordu. Egosantrik, mizantropik  arayış içindeki New York bunalmışlarından artık vaz mı geçti derken ‘Kim Kiminle Nerede-Whatever Works’ geldi ve ben, şahsen huzur buldum. Onu bu evrende tanıdık, sevdik. Huysuz entelektüeller, şişik egolar, burjuvanın iki yüzlü dünyasını beyazperde de onun kadar keskin ve eğlenceli eleştiren kimse olmadı denilebilir.

Bu kez alter egosunu Larry David oynuyor. Seinfeld ve Curb Your Enthusiasm gibi TV dizilerinin yaratıcısı olan David yazdıkları, oynadıkları ile Allen’in adeta bire bir kopyası. Çevresi ile uyumsuzluk yaşayan, mesleği olan fizik profesörlüğünü de terk etmiş olan Boris Yelnikoff karakteri tam bir New York nevrotiği. Standart olan her şeyi eleştirirken, kendi standartlarını oluşturmakta zorlanan yaşamın her türlü sırrını fiziğin kuralları içinde açıklamak için çırpınan işin komiği çözdüğüne inanan kibirli bir adam. Buna karşın iki kez başarısız intihar girişimi yapıyor. Felsefe profesörü, lokantacı, yazar, fotoğrafçı gibi elit sınıfa ait arızalı tiplerle dolu bir çevre. Kısacası Woody’den görmeğe alıştığımız takıntılı bir karakteri oynuyor David. Sadece onun kadar sempatik gözükmüyor.

Film, tamamen teatral bir havada akıyor. Boris sık sık seyirciye dönerek içini döküyor. Bu muhabbet ortamı her şeyin bir oyun olduğunu hatırlatıyor izleyene. Allen, muhafazakar kesime bilhassa Cumhuriyetçilere olan eleştirilerini her zamanki şiddetinde sürdürüyor.

Kısaca Woody Allen geçmiş dönemdeki New York filmleri kadar formunda olmasa da, yine klasik üslubunu koruyan, eğlendirmeyi garantileyen bir filme imza atmış.


HOLLYWOOD EMPERYALİZMİ

Hollywood, Hollywood… Los Angeles kentinin kuzeybatısında yer alan bu küçük kasabanın günün birinde dünyanın en önemli endüstrilerinden birisinin merkezi olabileceğini kimse tahmin edemezdi. Yirminci yüzyılın başında Fransa’da ilk filmler çevrilirken Hollywood sakin kasaba yaşamını sürdürüyordu.
Amerikan sinemasının ilk filmleri New York’ta çekilir. Edison 1891'de kamera olarak kullandığı kinetografı bulmuştu, daha sonra da gösterici olarak kinetoskopu bulmuştu. Kinetoskopun filmleri perdeye yansıtabilme özelliği yoktu. Filmi perdeye yansıtmayı ilk kez Lumiere Kardeşler sinematograf ile yansıtmayı başarır. Sinemayı toplumsal bir olaya dönüştürmeyi başaran Lumiere’ler sinemanın mucidi olarak anılır.

Sinemada kullanılan tüm aletlerin patent hakları Thomas Edison’a aitti. New York ve çevresinde çekicilerin ve oynatıcıların izinsiz kullanımlarında onun için çalışan avukatlar ordusundan tazminat ödemeden kurtulmak mümkün değildi. Kaliforniya’da Edison ve şürekasının etkinliği azdı, en kötü ihtimalle sınırı geçerek Meksika’ya kaçmak da kötü bir alternatif sayılmazdı. Bilim insanı olmanın yanında iyi bir ticari zekaya sahip Edison, tekelci anlayışı ile gelecekte kısaca Hollywood olarak anılacak bir sinema endüstrisinin kuruluşuna neden oluyordu. Girişken bir iş adamı olan Cecile B. de Mille film stüdyosu kurabilecek iyi bir yer arıyordu. Ortağı Jesse L. Lasky ile Chicago ve New York’ta açtıkları iki stüdyodan istedikleri randımanı alamamışlardı. Kalabalık merkezlerin uzağında stüdyo açmak için yola çıkarlar. New York’tan yola çıkarak tüm Amerika’yı baştan sona dolaşırlar. Düşündükleri özellikte bir yeri bulamazlar. En son geldikleri Los Angeles’ta geriye dönüş için iki gün tren beklemek zorunda kalırlar. Beklerken çevrede sessiz, kendi halinde bir kasaba olan Hollywood’u keşfederler. Ve burada bir stüdyo kurulabileceğini düşünürler. Ortağı ile ceplerindeki on bin doları bir ahıra yatırırlar ve ilk Hollywood stüdyosu kurulmuş olur.

Lumiere sinema için ‘bu geleceği olan bir iş değil, çok panayır işi, sürse sürse altı ay, bilemedin bir yıl sürer’ der. Haklıydı, Grand Cafe'deki ilk gösteriden 18 ay sonra Lumiere ve arkadaşlarının filmleri artık ilgi görmez olmuş, açılmış olan birkaç sinema da kapanmıştı. Sinema artık seyyar satıcıların köylerde gösterdikleri sihirli fenere dönüşmüştü. 1897 yılında yayımlanan bir ilan sinemanın kaderini değiştirir: ‘Melies ve Reulos ile sanat sahneleri, akılları durduracak buluşlar, tiyatro sahneleri ile yeni bir sinema anlayışı, sokak ve günlük hayat değil sanat göreceksiniz’. George Melies 35 yaşlarında bir sihirbazın kurduğu tiyatroyu yönetmekteydi. 1897 yılında Paris dışında stüdyo kurarak filmler yapmaya başlar. Tiyatro deneyimini sinemaya aktarmaya başlar. Senaryo, oyuncular, kostüm, tiyatro gibi bölümler sinemanın değişmeyecek unsurları olarak ilk Melies tarafından uygulanır. Ona göre sinema, tiyatro sahnesi ile fotoğraf stüdyosunun birleşimiydi. Stüdyoda sahnenin bütününü çekecek şekilde kamerayı stüdyonun sonuna koyuyordu. Montaj anlayışı ise Lumiere’den tamamen farklı idi o tesadüfen keşfettiği film hilelerini kullanıyordu. Çektiği bir filmde Madeleine-Bastille seferi yapan bir otobüs aniden cenaze arabasına dönüşür. Gerçekte bu hile tesadüfen ortaya çıkar, pelikül tutukluk yapınca makine durmuş fakat çekimi yapılan araçlar durmamıştı, makine tekrar çalıştığında otobüsün yerini bir cenaze arabası almıştı. Bu rastlantı film hilelerinin başlangıcı olur. Melies daha sonra bu tekniği ‘Yok edilen Kadın’ filminde bilinçli olarak kullanır. Melies hayal ürünü sinemanın öncüsüdür, büyük mizansenli sahnelerin çekimi, bilinçsizce de olsa plan geçme, travelling, büyük plan gibi sinemanın temel özelliklerini ilk kullanan olmuştur. Büyük mizansenli tarihi filmleri ilk çeken Cecil B. De Mille onun açtığı yoldan yürümüştür.

Edison’a bağlı çalışan Edwin S. Porter ilk dönemin en önemli Amerikalı yönetmeni olarak dikkat çeker. Henüz kameralar çok az film aldığı için uzun gösterimler mümkün değildi. Bu durumda bile hikayenin bölümlere ayrıldığı western ve komediler en fazla çekilen ilk konulu filmler olur. Porter’ın 1903 yapımı ‘Büyük Tren Soygunu’ erken dönemin en önemli Amerikan klasiği olur. Kamera hareket halindeki trenin üzerine yerleştirilir, at sırtında soyguncuların patlayan silahları, tren içi sahneler, dışarıda hareket eden dekorlar sinema tarihinin ilk aksiyonunu sunar. Finalde soyguncunun silahını seyirciye doğrultarak ateş etmesi bazı salonlarda aşırı heyecana yol açar.

Tam bu yıllarda Fransa haftada bir düzine filmi ABD’e satıyordu, filmler gibi teknolojide Avrupa’dan ihraç ediliyordu. Ayrıca Güney Amerika pazarına da Fransa ve İtalya hakimdi. Kurulan ilk Film Patent Şirketine film hakları devredilmeden Amerika içi dağıtım ve gösterime izin verilmemeye başlanır. Fransız kameralarının ve teknik gereçlere gümrüklerde sudan sebeplerle zorluk çıkartılmaya ve sokulmamaya başlanır. Çok geçmeden kurulan MPPC karteli tüm teknik donanımın ve filmlerin satış haklarını ele geçirir. Artık bu kartel devreye girmeden bir filmin Amerika içi gösterimi mümkün değildir.1910 yılında yapılan anti-tröst yasasına kadar MPPC karteli Amerika’daki tüm piyasayı ele geçirir, dünya piyasasının ise yüzde seksenine hükmeder. 1915‘de ihraç edilen film uzunluğu 160 milyon feet olurken ithal edilen 7 milyon feet’e düşer. 1916 yılında devlet tarafından film bölümü kurulur, ülke içinde tröstleşme yasaklanırken yabancı ülkelerde kurulmasına engel olunmaz. Bu şekilde ululararası dağıtım tekeli ortaya çıkar. 1920’de Hollywood 36 farklı dilde alt yazı ile film üretmeye başlar. Sesli filmlerin başlamasıyla birlikte yabancı dilde ilk olarak İspanyolca seslendirmeler başlar. Sesli film standart olduktan sonra İngilizce konuşmayan ülkeler müzikal filmler ile memnun edilir. Müzikal filmlerin plakları da yan bir sektör olarak müzik endüstrisini beslemeye başlar. Doğu kıyısında yerleşmiş büyük firmaların sahibi olan Joseph Kennedy ‘filmler diğer Amerikan endüstrisinin ürünleri için sessiz satış elemanları olarak hizmet etmektedirler’ diyordu. 1930 yılında Amerikan filmlerinin satılan her bir cm feet uzunluğundaki parçası dünyanın bir yerlerinde üretilen malların 1 dolarlık bölümünün satışını yapmaya başlar. İkinci Dünya Savaşı’nın patlaması ile birlikte satışlar düşer. Bu kez Hollywood başka yollara başvurur. Örneğin Mussolini İtalya’sını güzel, faşizmi öven filmler yaparak İtalya’ya satarlar. Savaş sonrası film satışları patlar, insanlar savaşın yaralarını, moral bozukluğunu gidermek için bol bol film seyretmeye başlar. Hollywood’un egemenliği sadece ticari anlamda değil kültürel ve politik anlamda da gittikçe büyüyen bir ölçekte artar. Hiçbir ülke Hollywood’un kendilerini politik olarak kötü olarak göstermesini istemez. Bir ‘Geceyarısı Ekspresi’ filminin ülkemizde medyayı ne kadar uzun süre oyaladığını hatırlayalım. Her yıl birkaç ülke mutlaka kendilerini kötü gösterdiği için Hollywood’u protesto eder, kota koymakla veya Amerikan mallarını yasaklamakla tehdit eder. Tabi ki bu çıkışlar uzun süreli olmaz. Kültür emperyalizminin pazarlamasında direk olarak rol oynayan ABD hükümetleri bu tür tepkilerin uzun süreli olmasını engeller.

Altmışlı yıllarda Avrupa Sineması silkelenir. Fransa ve İtalya, Yeni Dalga etkisiyle etkileyici bir sinema dili yakalar ve salonlarda Amerikan Filmleri ile yarışmaya başlar. Rus ve Slav sineması da atağa kalkar. Bu uzun sürmez; seksenli yılların başında Hollywood teknolojik alanda yaptığı dev yatırımlar ile şaha kalkar. Artık salonlarda muhteşem efektler ile süslü filmler seyirciyi etkilemekte, uluslararası satış ve pazarlamada buldukları yasal boşluklar ile endüstri her geçen gün yatırımının kat ve kat fazlasını kazanmaktadır. Bazı Avrupa ülkeleri kendi film endüstrilerini koruyabilmek için Hollywood filmlerine kota koyar. Bu yasaklamanın önde gelen ülkelerinden Fransa 1993 yılında Amerika ve AB ülkeleri dahil toplam 116 ülke arasında yürürlüğe giren DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) anlaşmasından kültür ürünlerini pazarlık kapsamından çıkartır. Fransa Dışişleri Bakanı Juppe Amerika’yı ‘entelektüel terörist’ olmakla suçlar. Amerika bu anlaşma pazarlıkları kapsamında bir adım daha öteye giderek anlaşma kapsamındaki ülkelerde sinema sanatına devlet sübvansiyonlarını kaldırtmak ister. Dönemin Fransa Kültür Bakanı Jacques Touban kültürün çoğulculuk ve çeşitlilik olduğunu, bu zenginliği sınırlandırıcı tedbirlerin söz konusu olamayacağını söyler. Uzun pazarlıklar sonucu Fransa kazanır ve kültür ürünleri anlaşma dışında kalır. Amerikan sineması ekonomik olarak sürdürdüğü üstünlüğü din, milliyetçilik, özgürlük gibi kavramlar üzerine olan propagandist eğilimli filmleri uygun zamanlarda gösterime sokarak kültür emperyalizmindeki hakimiyetini de sürdürmektedir. 
Emin Yeginboy